Kerbela Şehitlerinin Ardından

Kerbela Şehitlerinin Ardından

ZEYNEB’İN (A) HUTBESİ

ZEYNEB’İN (A) HUTBESİ Beşir b. Hüzeym-i Esedi şöyle diyor: Emir’ul Müminin kızı Zeyneb’e baktım, andolsun ki ondan daha güzel nutkeden bir kadın görmemiştim. Ali’nin (a) sözleri dökülüyordu dilinden. Halka, susmaları için işaret etti. Nefesler tutuldu, develerin boynundaki çıngıraklar durdu. Sonra konuşmaya başladı: “Hamd Allah’a mahsustur ve salat olsun babam Muhammed’e, tertemiz kılınmış ve seçilmiş âline. Ey Küfe halkı, ey hile…

Devamını Oku »

HÜSEYİN KIZI FATIMA’NIN HUTBESİ

HÜSEYİN KIZI FATIMA’NIN HUTBESİ Zeyd b. Musa b. Cafer (a) babalarından rivayet eder: Fatıma-ı Suğra Küfe’ye gelince şu hutbeyi okudu: “Hamdediyorum Allah’a, kum ve çakıl taneleri adedince, yerden arşa kadar olan şeylerin ağırlığınca. O’na hamd ve iman ediyorum ve tevekkülüm O’nadır. Allah’ın birliğine ve şeriki olmadığına şehadet ediyorum. Şehadet ediyorum ki Muhammed (s) O’nun kul ve Peygamberidir ve onun evlatları…

Devamını Oku »

ÜMMÜ KÜLSÜM’ÜN HİTABESİ

ÜMMÜ KÜLSÜM’ÜN HİTABESİ Ravi şöyle diyor: Emir’ul Müminin’in (a) kızı Ümmü Külsüm yüksek sesle ağladığı halde tahtrevanın perdesi ardından o gün şu hutbeyi irad etti:”Vay halinize Küfe halkı! Neden Hüseyin’i (a) aşağılayarak öldürdünüz, mallarını yağmaladınız, kadınlarını esir aldınız ki şimdi de kalkıp ağlayasınız? Vay olsun size, kahrolun, bedbaht olun? Nasıl bir felakete sebep oldunuz, nasıl bir facia çıkardınız, biliyor musunuz?…

Devamını Oku »

DÖRDÜNCÜ İMAM’IN (A) HUTBESİ

DÖRDÜNCÜ İMAM’IN (A) HUTBESİ Ümmü Külsüm hitabesini bitirdikten sonra Zeyn’ül Abidin (a) işaret ederek halkı susturdu. İnsanlar susunca İmam kalkarak Allah’a hamd-u senâ ve Resulüne salat etti ve buyurdu: “Ey insanlar! Beni tanıyan, tanıyor; tanımayanlara ise kendimi tanıtacağım. Ben Ali b. Ebi Talib oğlu Hüseyin oğlu (selamullahi aleyhima) Ali’yim. Ben, hürmeti ayak altına alınan, nimeti zorla alınan, malı yağmalanan ve…

Devamını Oku »

ESİRLERİN DAR’UL İMAREYE GİRİŞİ

ESİRLERİN DAR’UL İMAREYE GİRİŞİ Ravi şöyle devam ediyor: “Bundan sonra İbn-i Ziyad dar’ul imaredeki tahtına oturup halkın gelmesi için genel bir izin verdi. Hüseyin’in (a) mukaddes başını getirip onun önüne bıraktılar. Hüseyin’in (a) ehl-i beytini ve evlatlarını da meclise getirdiler. Emir’ul Müminin’in (a) kızı Zeyneb (a) tanınmayacak şekilde girip bir köşeye oturdu. İbn-i Ziyad: Kimdir bu kadın? Dediler: Ali kızı…

Devamını Oku »

ABDULLAH-İ AFİF’İN CESARET VE ŞEHADETİ

ABDULLAH-İ AFİF’İN CESARET VE ŞEHADETİ Ondan sonra İbn-i Ziyad minbere çıkıp Allah’a hamd-u senâ etti ve şöyle dedi: “Allah’a şükürler olsun ki hakkı aşikar kıldı, emir’ul müminin Yezit ve dostlarına yardım etti. Yalancı oğlu yalancı Hüseyin b. Ali’yi öldürdü.” Bunu söyleyince Azd kabilesinden Abdullah b. Afif ayağa kalktı -Abdullah iyi şialardan ve zahidlerden idi. Sağ gözünü Sıffın ve sol gözünü…

Devamını Oku »

ESİRLERİN ŞAM’A HAREKETİ

ESİRLERİN ŞAM’A HAREKETİ Yezit, İbn-i Ziyad’ın mektubunu okuduktan sonra cevap olarak şunu yazdı: “Hüseyin’in ve onunla öldürülen dostlarının başlarını ailesiyle birlikte Şam’a gönder.” İbn-i Ziyad Mahfer b. Salebe-i Anidi’yi çağırdı, o mukaddes başları ve Resulullah’ın esir edilen ailesini ona teslim etti. Mahfer esirleri, küffar esirleri gibi yüzü açık olarak Şam’a doğru hareket ettirdi. İbn-i Lahia ve diğerlerinin nakletmiş olduğu rivayetin…

Devamını Oku »

EHL-İ BEYT’İN ŞAM’A GİRİŞİ

EHL-İ BEYT’İN ŞAM’A GİRİŞİ Hüseyin’in (a) başı, esir kadın ve evlatlarıyla birlikte Şam’a doğru götürüldü. Dimişk şehrinin yakınlarına varıldığında Ümmü Külsüm Şimr’in (l.a) yanına gidip dedi: “Senden bir isteğim var.” Şimr (l.a) “İsteğin nedir?” dedi. Ümmü Külsüm: “Madem bu şehre götüreceksin bizi, insanların daha az olduğu yerden götür. Bu kesik başları da bizim aramızdan uzaklaştırsınlar. Esir elbiseleri içinde insanlar bize…

Devamını Oku »

YEZİD’İN MECLİSİNDE EHL-İ BEYT (A)

YEZİD’İN MECLİSİNDE EHL-İ BEYT (A) Hüseyin’in (a) ehl-i beyti iplerle bağlı bir halde Yezit’in meclisine götürüldü. O durumda Yezit’in karşısına çıkınca Ali b. Hüseyin (a) buyurdu: “Ey Yezit, seni Allah’a ant veriyorum, eğer Resulullah (s) bizi bu halde görürse sence ne yapar?” Yezit’in emriyle ehl-i beytin kollarındaki ipler çözüldü. Sonra Hüseyin’in (a) başını onun karşısına bıraktılar ve kadınları da arka…

Devamını Oku »

ZEYNEB’İN (A) HUTBESİ

ZEYNEB’İN (A) HUTBESİ Emir’ül Müminin (a) kızı Zeyneb bunu duyunca yerinden kalktı. Allah’a hamd-ü senâ ve Resulüne (s) salat ettikten sonra şu ayeti okudu: “Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolasıyla çok kötü oldu.” (Rum-10) Ve şöyle devam etti: “Ey Yezit, esir olarak şehir şehir dolaştırmakla bu geniş yeryüzünü ve bu fezayı bize dar…

Devamını Oku »

RUM PADİŞAHININ ELÇİSİ

RUM PADİŞAHININ ELÇİSİ Hz. Zeyn’ül Abidin’den (a) şöyle rivayet edilmiştir: “Hüseyin’in (a) kesik başı Yezit’e getirildiği günden sonra, Yezit içki meclisleri düzenliyor ve Hüseyin’in (a) başını da karşısına koyuyordu. Bir gün eşraf ve büyüklerden olan Rum padişahının elçisi Yezit’in meclisine geldi ve dedi: Ey Arapların padişahı, bu kimin başıdır? Yezit: Bu baştan sana ne, boş ver? Elçi: Padişahımın yanına döndüğümde…

Devamını Oku »

MİNHAL HADİSİ

MİNHAL HADİSİ Bir gün İmam Zeyn’ül Abidin (a) evden çıkıp Dimişk pazarlarında yürüyordu. Minhal b. Amr gelip dedi: Ey Peygamberin evladı, bu günü nasıl geçirdin? İmam buyurdu: Al-i Firavn içinde erkek çocukları öldürülen ve kadınları diri bırakılan İsrailoğulları gibi. Ey Minhal, Araplar, “Muhammed (s) Arap’tır” diyerek Arap olmayanlar karşısında iftihar eder, Kureyş de “Muhammed (s) bizim tayfamızdandır “diyerek diğer araplara…

Devamını Oku »
Başa dön tuşu