
Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak her şeyden önce insanın yaratılışında var olan doğal bir ihtiyaçtır. İnsanın, hayatını sürdürebilmesi için nasıl hava, su, yiyecek, barınma gibi ihtiyaçları varsa aynı şekilde inanmak da temel bir ihtiyaçtır.
Çünkü insan güven içinde olmak ister. Allah’a ve O’nun birliğine inanmayan kişiler huzursuz, sorunlu, mutsuz bir hayatı yaşamak zorunda kalırlar. Kendilerini hiçbir zaman güvende hissedemezler. Bağlanmanın ve ibadet etmenin zevkini yaşayamazlar. İmanın huzur iklimini soluyamazlar. Korku, kaygı, karmaşa, endişe, tedirginlik, belirsizlik, çaresizlik gibi olumsuzluklar onları çepeçevre kuşatır. İnsanın güven içinde olma isteği, inanmak ve bağlanmak şeklinde kendini gösterir. Örneğin bebek annesine güven duyar ve onun kendisini koruyacağına inanıp dört elle annesine sarılır. İnsan arkadaşına güven duyar; onun her zaman arkasında olacağına inanır ve ona bağlanır, güvenir.
Allah’ın varlığına ve birliğine inanan insan da O’na olan imanı sayesinde bu dünyada güvenli, mutlu ve huzurlu bir hayat yaşar. Akıl, ruh, kalp, beden tutarlılığına erişir ve sağlam bir kişilik geliştirir. Böylece hem kendi iç dünyasında hem toplumla ve hem de bütün varlıklarla olan ilişkilerinde mutlu ve başarılı olabilir.
Huzur ve güvende olmak, sevilmek, sayılmak ve itibar görmek gibi temel gereksinimlerini karşılar. Böylece her şeye iman nuruyla bakar. Zorluklar ve sıkıntılar karşısında teselli bulur. Her şey onun için imanın aydınlığında anlamlı hâle gelir.
ALLAH’A İMAN EDEN İNSAN:
- Allah’ı sever, O’nun sevgisini kazandıran davranışlar sergiler. Allah’ın sevgi ve hoşnutluğunu kazanmaya, kazandıktan sonra da kaybetmemeye çalışır.
- Güven içinde olur, imanın huzur dolu havasını teneffüs eder. Huzurlu, mutlu, korku ve endişeden uzak bir hayat sürer.
- İç dünyasıyla, toplumla ve çevresini kuşatan canlı cansız bütün varlıklarla doğru, tutarlı ve düzenli bir ilişki geliştirir.
- Allah’ın her şeyi gördüğünü ve her sözü işittiğini bildiği için yalnızken de başkalarının yanındayken de dürüst ve erdemli davranır, içi dışı bir olur.
- Yüz yüze kaldığı zorluklar ve sıkıntılar karşısında Allah’ın daima kendisiyle olduğunu bilir, teselli ve güven duyar.
- Kudret ve kuvvetin yalnızca Allah’a ait olduğunu bilir. Bu bilgisi ve inancı, onu sadece Allah’a kul yapar, başka varlıklara boyun eğmekten bağımsız kılar.
- Allah’tan başka fayda veya zarar veren bir güç ve kudret olmadığını bilir. Başarı için Allah’ın hoş görmeyeceği çarelere başvurmaz. Kendine düşen görevin çalışıp gayret etmekten ibaret olduğunu bilerek hareketlerini düzenler.
- Allah’ın bütün duaları işittiğini bilir; her zaman Allah’a sığınır ve güvenir. Böylece her türlü zorluğun üstesinden gelme gücü kazanır.
- Yaratılış amacını, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilir ve kendini güvende hisseder.
- Allah’ın bütün güzel isim ve niteliklerini bir kul olarak kendine rehber edinir ve bu güzel niteliklerin gereğiyle donanarak olgun bir insan olmaya çabalar.