
Semre, istediği vakit ağacını görmek için, çekinmeden ve haber vermeden eve giriyor, bu arada çapkınlık da yapıyordu.
Ev sahibi ondan, eve girmek istediği zaman habersizce girmemesini rica etti. O kabul etmedi. Ev sahibi çaresiz olarak Resul-i Ekrem (s.a.a)’e şikayet etti ve “bu adam habersizce evime giriyor, siz ona söyleyin haber vermeden girmesin ki, önce ailem haberdar olsun ve kendisini, onun çapkınlığından korusun” dedi.
Resul-i Ekrem (s.a.a) Semre’yi çağırttı ve ona buyurdu: “Filan kimse senden şikayet ediyor ve haber vermeden evine girdiğini söylüyor. İster istemez ailesini, onun istemediği bir halde görüyorsun. Bundan sonra izin al ve haber vermeden girme.” Sema bu söze uymadı.” “O halde ağacı sat” buyurdu. Sema kabul etmedi. Resul-i Ekrem (s. a. a) kıymetini yükseltti, yine razı olmadı. Daha da yükseltti, yine kabul etmedi. “Eğer bu işi yaparsan, cennette senin bir ağacın olacak” buyurdu. Yine kabul etmedi. “İki ayağım bir pabuca gelse bile ne ağacımdan vaz geçerim, ne de bahçeye girerken, bahçe sahibinden izin alırım” dedi.
O zaman Resul Ekrem (s.a.a): “İslam dininde zarar vermek ve zorlamak yoktur” buyurdu. Sonra ensardan olan adama dönerek: “Git hurma ağacını sök, Semrenin önüne bırak” buyurdu.
Gittiler, bu işi yaptılar. Sonra Resul-i Ekrem (s.a.a), Semre’ye: “Şimdi git de gönlünün istediği, yerde, ağacını dik,”buyurdu.