
Erkân-ı imaniyenin hakaikini göz ile görüp; melâikeyi, Cenneti, Ahireti, hatta Zât-ı Zülcelâli göz ile müşahede etmek; kâinata ve beşere öyle bir hazine ve bir nur-u ezelî ve ebedî bir hediye getirmiştir ki: şu kâinatı, perişan ve fâni ve karmakarışık bir vaziyet-i mevhumeden çıkarıp nur ve o meyve ile, o kâinatı; kudsî mektubât-ı Samedâniye, güzel âyine-i cemâl-i ahadiyye vaziyeti olan hakikatini göstermiş. Kâinatı ve bütün zîşuuru sevindirip mesrur etmiş.
Risale-i Nur 1958 Baskısı
Sözler-2 / 31. Söz / 235. sayfa