İslâmi Davet
| Sitemize 5 Ekim 2017 (2) 28 Eylül 2017 (6) 27 Eylül 2017 (2) içerik toplam 689 içerik vardır. Facebook Twitter Youtube

İmam Musa Kazım(as)’ın Münazara ve İlmi Tartışmaları

6 Mayıs 2016 16:49

İMAM MUSA KAZIM(AS)’IN MÜNAZARA VE İLMİ TARTIŞMALARI

Yüce Ehl-i Beyt İmamları aleyhimusselam ilahî ilimleriyle kendilerinden sorulan her soruya doğru, tam ve soran kişinin anlayacağı şekilde cevap veriyorlardı. Herkes ve hatta düşmanlar bile onlarla ilmi tartışmalara girselerdi kendi acizliklerini ve o yüce kişilerin geniş ve kapsamlı ilimlerini itiraf ediyorlardı.
Harun Reşid, İmam’ı (a.s) Medine’den Bağdat’a getirerek onunla tartışmaya girişti:

-Harun: Sizden, bir süredir zihnimde dolaşıp duran ve şimdiye kadar hiç kimseden sormadığım bazı soruları sormak istiyorum; bana, sizin hiçbir zaman yalan söylemediğinizi dediler; o halde bana doğru cevap verin!
-İmam (a.s): Beyan etme serbestliğim olursa sorun konusunda bildiğim söylerim.
-Harun: Görüşünü açıklama konusunda serbestsin; istediğin şeyi buyur…

Benim ilk sorum şudur: Biz ve siz bir ağacın gövdesinden olduğumuz halde neden siz ve diğer insanlar, Ebutaliboğullarının Abbasıoğullarından üstün olduğuna inanıyorsunuz?
Abbas ve Ebutalib ikisi de Peygamberin amcalarıydı ve Peygamberle akrabalık açısında aralarında hiçbir fark yoktur.
-İmam (a.s): Biz Peygambere sizden daha yakınız.
-Harun: Nasıl?
-İmam (a.s): Çünkü babamız Ebutalib Resul-i Ekrem’in (s.a.a) babasıyla bir anne ve babadandılar; fakat Abbas Peygamberin babasının üvey kardeşiydi; (sadece anne tarafından kardeşlerdi).
-Harun: Diğer bir sorum ise şudur: Neden siz Peygamberden miras da aldığınızı iddia ediyorsunuz; oysa Resulullah (s.a.a) vefat edince amcası Abbas (bizim babamız) hayattaydı; fakat diğer amcası olan Ebutalib (Sizin babanız) ölmüştü; ve açıktır ki amca hayatta oldukça miras amca oğluna ulaşmaz?
-İmam (a.s): Görüşümü açıklamada serbest miyim?
-Harun: Konuşmamızın başında serbestsiniz demiştim.
-İmam (a.s): İmam Ali b. Ebutalib (a.s) şöyle buyuruyor: Çocuk olduğu zaman anne, baba, karı ve kocadan başkası miras olmaz; insanın çocuğu olduğu zaman ne Kur’an’da ve ne de rivayetlerde amcanın miras aldığı belirtilmemiştir. O halde amcayı baba gibi bilenler bunu kendi yanlarınsan söylüyorlar ve sözlerinin bir dayanağı yoktur (Dolayısıyla Resulullah’ın (s.a.a) kızı Zehra oldukça amcası Abbas miras alamaz.)
Ayrıca, Resulullah’ın (s.a.a) Ali hakkında (ALLAH’ın selamı onun üzerine olsun) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Ali sizin en üstün kadınızdır” ve yine Ömer b. Hattab’tan şöyle nakledilmiştir: “Ali hüküm verenlerin en iyisidir.”
Ve bu cümle Hz. Ali (a.s) için ispatlanmış olan kapsamlı bir sözdür; çünkü Resulullah’ın (s.a.a), ashabını kendileriyle övdüğü Kur’an ilmi, ahkama ilmi, mutlak ilim gibi ilimlerin tümü İslam hükmü ve İslam yargısının mana ve mefhumunda bir araya toplanmıştır; dolayısıyla, “Ali hüküm vermeden herkesten üstündür” dediğimiz zaman, o hazretin bütün ilimlerde diğerlerinden üstün olduğunu kastetmiş oluyoruz.
(O halde, Ali’nin “Kişinin çocuğu olduğu zaman amcası ondan miras almaz” şeklindeki buyruğu bir delildir ve onu kabul etmemiz gerekiyor. Ali, “Amca, baba hükmündedir” dememiştir; zira Resulullah’ın (s.a.a) buyruğu gereğince Ali din hükümlerini diğerlerinden daha iyi biliyor.)
-Harun: Diğer bir sorum da şudur:
Neden halkın sizi Resulullah’a intisap ederek, size, “Resulullah’ın çocukları” demelerine izin veriyorsunuz; halbuki sizler Ali’nin çocuklarısınız; çünkü herkes kendi babasına intisap eder (annesine değil); Resulullah ise sizin annenizin babasıdır.
-İmam (a.s): Eğer Resulullah (s.a.a) hayatta olsaydı da senin kızını isteseydi, kızını ona verir miydin?
-Harun: Subhanellah; neden vermeyeyim; hatta bu durumda bütün Araplara, Acemlere ve Kureyş’e karşı övünürdüm bile.
-İmam (a.s): Fakat Peygamber dirilseydi benim kızımı istemezdi ve ben de kızımı ona vermezdim.
-Harun: Neden?
-İmam (a.s): Çünkü o benim babamdır (anne tarafından olsa bile), fakat senin baban değildir.
(O halde ben Resulullah’ın çocuğu olduğumu söyleyebilirim.)
-Harun: O halde neden siz kendinizi Resulullah’ın zürriyeti (soyu) sayıyorsunuz; halbuki zürriyet kızdan değil, oğuldan sürer gider.
-İmam (a.s): Beni bu soruyu cevaplamaktan muaf gör.
-Harun: Hayır; cevap vermek ve Kur’an’dan da delil getirmek zorundasınız…
-İmam (a.s): “…V e onun soyundan Dâvûd’a, Süleyman’a, Eyyûb’a, Yûsuf’a, Mûsâ’ya ve Hârûn’a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananları böyle ödüllendiririz. Zekeriyyâ’ya, Yahyâ’ya, Îsâ ve İlyâs’a da (yol göstermiştik).”[1]
Şimdi bu soruma cevap ver: Bu ayette İsa İbrahim’in soyu sayılmıştır; acaba İsa baba tarafından mı İbrahim’e mensuptur anne tarafından mı?
-Harun: Kur’an’ın apaçık nassını üzerine İsa’nın babası yoktu.
-İmam (a.s): O halde anne tarafından onun soyu sayılmıştır; biz de annemiz Fatıma –ALLAH’ın selamı onun üzerine olsun- tarafından Peygamber’in (s.a.a) soyu sayılmaktayız.
Bu konuda başka bir ayet de okuyayım mı?
-Harun: Okuyun!
-İmam (a.s): Mubahele ayetini okuyacağım: “Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden la’netleşelim de, Allâh’ın la’netini yalancıların üstüne atalım!” [2]
Hiç kimse Resulullah’ın (s.a.a) Necran Hıristiyanlarıyla mubahele yaparken mubahale için kendisiyle birlikte Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’den başkasını götürdüğünü iddia etmemiştir; o halde bu ayette “oğullarımızı” kelimesinden maksat Hasan ve Hüseyin’dirler (ALLAH’ın selamı onların üzerine olsun); halbuki onlar anne tarafından Peygambere intisap etmekteler ve Resulullah’ın (s.a.a) kızının oğullarıdırlar.
-Harun: Bizden bir şey istemiyor musunuz?
-İmam (a.s): Hayır, evime dönmek istiyorum.
-Harun: Bu konuyu düşünmem gerek…[3]
_________________
[1] – En’am, 84.
[2] – Âl-i İmran, 61.
[3] – Uyun-u Ahbari’r – Rıza, c. 1, s. 81, Kum basımı; İhticac-i Tabersî, Necef – Taş baskısı, s. 211 – 213; Biharu’l – Envar, c. 48, s. 125 – 129.

Yukarı Çık